Yüzük Hakkında

Yüzük Hakkında…

Dünden bugüne gücün, ihtişamın, mevkiinin, bağlılığın, sonsuzluğun, süsün ve kimi zamanda sınıf farklılıklarının simgesi olmuştur yüzük. Bilinen en basit yüzük örneklerine tarihte M.Ö. 3000-1000 yılları arasında ilk kez Tunç devrinde rastlanmış. Geçmişte daha çok demirden yapılan yüzükler, zamanla değerli ham maddelerin bulunması ve bunların yüzük yapımında kullanılmasıyla değer kazanmış ve farklı ellerde farklı tasarımlara bürünerek günümüze kadar ulaşmış.

Yüzük denilince ilk planda hemen herkesin aklına şüphesiz nişan ve evlilik gelir. Aidiyet, eşini bulma, bağlılık, sevgi ve sonsuzluk bu bağlamda yüzük ile anılan kavramlar olur. Yüzükle bütünleşen bu değerler ise kişiden kişiye değişir ve böylece kişisellik kazanır. Haliyle bu durum yüzük tasarımlarına ve evlilik için seçilen yüzüklere de yansır. Yani yüzük bir bakıma evliliğin imzası oluverir.

Peki ya evlilik için yüzük takma geleneği tarihte nereye dayanır? Kesin olmamakla birlikte, bu geleneğin 4800 yıl öncesinde ilk olarak Eski Mısırlılar’da  görüldüğü söylenmektedir. Çember, Eski Mısırlılar ve diğer eski kültürler için başı ve sonu olmamayı yani sonsuzluğu ifade etmekteymiş. Çember ortasındaki delik ise bilinene ve bilinmeyene açılan kapı olarak görülürmüş. Bir kadına yüzük vermek, o kadına duyulan bitmeyen olumsuz aşkı ifade edermiş.

Romalılar ise bu geleneği devam ettirmekle birlikte, bir kadına yüzük vermeyi ona duyulan sonsuz aşktan ziyade, o kadına sahip olmak olarak algılamış. Romalılar döneminde yüzük ilk defa oyularak işlenmiş ve kullanılan hammadde daha çok demir olmuş. Bu dönemde yapılan demir yüzükler gücü, koruyuculuğu ve aidiyeti temsil etmiş ve bu yüzüklere Anulus Pronubusdenilmiş.

13.yy da Hristiyanlar evlilik törenlerinde yüzük takma geleneğini edinmiş ve bu törenlerde takılan yüzükler bugünkü yüzüklerden farklı olarak daha gösterişli ve oymalı, üst kısımlarında farklı süslerin de yer aldığı, iç içe geçen abartılı tasarımlar şeklindeymiş. Manevi açıdan da yüzük kalplerin birleşmesi olarak nitelendirilmiş.

“Elmas bir kızın en iyi arkadaşıdır.” dönemi: 1800’lü yıllarda evlenen bayanın elmas yüzük takması ise oldukça sıradan bir durum olmuş. O dönemler evlenen hemen her kız elmas yüzük takmaya başlamış ve elmas fiyatları bir hayli düşüş göstermiş.

Tarihte biraz ileriye sardığımızda, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalı erkeklerin evden uzakta geçirdikleri zorlu savaş yıllarında, evde onları bekleyen bir eşin olduğunu kendilerine hatırlatması ve manevi olarak bu duygunun kendilerine güç vermesi amacıyla yüzük takmaya başladıkları görülmüş.

1914-1915 yıllarında Çanakkale Boğazını korumak ve düşman geçişlerini engellemek için vermiş olduğumuz eşi benzeri olmayan dünya tarihine Türklüğün inancını, cesaretini ve kuvvetini bir daha altın harflerle yazılmasına neden olan savaşı bilmeyenimiz yoktur.                   

Bu savaşın içinde olan ama günümüzde küllenmiş veya unutulmaya yüz tutmuş enteresan hikayeler vardır. Bunlardan sadece bir tanesi de:  “Cihadiye Yüzüğü”

Çanakkale savaşı başladıktan sonra düşmanların aşırı yoğunluğu ve silah üstünlüğü karşısında savunma yapmaya çalışan Mehmetçiklerimiz bu yoğun saldırı karşısında on binlerce şehit ve fazlası ile de yaralı vermekte idiler. Yaralı askerlerimizin sayısının çokluğu sebebiyle kendileri İstanbul'a kadar getirilmiş ve hastanelere yatırılmışlar. Yaralı askerlerimizin sayıca fazla olması hem hastanelerde yer kalmamasına hem de işgalden dolayı bakım malzemesi (pamuk-sargı bezi gibi) ve hastabakıcı eksikliği çekiliyordu. Olay günün padişahına iletilmiş ve Sultan V. Mehmet Reşat bir ferman yayınlamış ve İstanbul sokaklarında tellallar vasıtasıyla halktan yardımcı olabilecek bayanlara ihtiyaç olduğunu, gelebilecek kişilerin yanlarına evlerinde bulunan kullanılabilecek bez-pamuk gibi malzemeleri de almalarını istemişlerdi.

Bu çağrıya cevap olarak İstanbul halkından bayanlar yoğun olarak hastanelere gelmişlerdi. Gelen her bayan kayıt edilmişti. Herkes elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu hareket savaş sonuna kadar aralıksız olarak sürdü. 

Osmanlı’nın müttefikleri yenilgiyi kabul edince tüm güçlerine rağmen Çanakkale' yi geçemeyen düşman elini kolunu sallayarak İstanbul'a gelmiş ve Osmanlı işgal edilmişti. Savaş sonrası çalışan herkes evlerine çekilmiş ve hayat normale dönmüştü. Bu arada Osmanlı hükümetinin aklına savaşta yardımcı olarak çalışan bayanlara bir ödül verilmesi gündeme gelmiş ve bayanların temsilcilerinin başvuru yapması istenmişti. Gelen temsilcilere para teklif edilmişti. Gelen temsilciler ise bu işi vatan için yaptıklarını yardım ettikleri askerleri baba-oğul-kardeş ve eş olarak kabul ettiklerini ve bunun karşılığında hiçbir şekilde para ve benzeri ödülü kabul etmeyeceklerini beyan etmişlerdi.

Osmanlı geleneğinde devlete yardımcı olan kişilere verilen şekilde bir nişanın verilmesini hazinenin bomboş olması engellemişti. Bunun üzerine depolarda çürümeye terk edilmiş eski İngiliz tüfeklerinin namlularından yüzük yapılması ve bu yüzüklerin üstüne 1332-1333  Cihadiye  yazılarak gelen bayanlara bir nişane olarak verilmesi fikri ortaya atıldı. Bu fikir beğenilerek hayata geçirildi ve yardımcı olan tüm bayanlara o günün bir anısı olarak bu çelik yüzükler dağıtıldı.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.